Kore sinemasında “Aşk” filmlerine ender rastlansa da, aşka
yönelen filmlerinde de zirveyi zorluyor Kore sineması ve tüm dünyada bilinen ve
hayranlıkla izlenen filmler yapıyorlar. Şüphesiz bu alanda en yüksekte “Yeopgijeogin
geunyeo – My Sassy Girl (2001)” bulunuyor. Film, 2008 yılında Hollwwood’da
aynı adla yeniden çekilse de orjinalinden oldukça uzak bir duygu yarattı. Yine “Nae
meorisokui jiwoogae- A Moment To Remember (2004)” 2013 yılında Türk sinemasında
“Evim Sensin” adıyla yeniden çekildi ve bu büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.
26 Şubat 2014 Çarşamba
25 Şubat 2014 Salı
24 Şubat 2014 Pazartesi
Yaşamaya Dair - Genco Erkal
Bursa Cezaevi'nden Mektuplar
Nazım Hikmet'ten uyarlayan : Genco Erkal
YAŞAMAYA DAİR
Genco Erkal - Tülay Günal
Müzikli Gösteri
27 Aralık 2013 Cuma
Kim Bok-nam salinsageonui jeonmal – Bedevilled (2010)
Yönetmen : Chul-
Soo Jang
Jeong-hie seo, Seong-won
Ji, Min-ho Hwang,
Kore Sinemasının “acımasız gerçekliğinin” ve insani zaaflarının” tokat gibi çarptığı bir film daha. Etrafından yaşananlara gözlerini kapayıp, sadece kendini korumaya çalışan Seul’lu modern genç kız, işinden kovulunca çocukluğunu geçirdiği adaya kafasını rahatlatmak için uğrar. Yıllardır ondan haber bekleyen çocukluk arkadaşı ise köyde bir sarmalın ortasındadır ve bu ziyareti bir “umut”a bağlar… İşler iyice karışacaktır...
18 Kasım 2013 Pazartesi
Tae Guk Gi - The Brotherhood of War (2004)
Yönetmen : Je-Kyu Kang
Dong-gung Jaan, Bin Won, Eun-ju Lee
1950 yılı. Kuzey Kore- Güney Kore savaşı başlamıştır. Bu savaşın tam orta yerinde kalan iki kardeşin hikayesi üzerine odaklanan film, savaşın gerçek yüzünü de sorgulamaya başlıyor. Savaş, Umut, fedakarlık, korku, kahramanlık üzerine söylenmesi gereken ne varsa açık ve korkusuz bir şekilde söylüyor Je-Kyun Kang. Bir tarih sorgulamasını da içinde barındırırken, şok yaşatmayı da ihmal etmiyor.
Film tüm bu yönleriyle "savaşın içinden" geçen bir film oluyor.
5 Ekim 2013 Cumartesi
Joheunnom nabbeunnom isanghannom
Sinema tutkunlarının hepsinin aşina, bir kısmının ise aşık
olduğu spagetti westwern filmlerinin en unutulmazı olan Sergio Leone’nin
yönetmen koltuğunda, Clint Eastwood ve Lee Van Cleef’in perdede arz-ı endam
ettiği “The Good, The Bad, The Ugly” filminin Kore ve uzakdoğuya uyarlanmış
hali “Joheunnom nabbeunnom isanghannom – The Good, The Bad, The Weird” yani “İyi-Kötü-Tuhaf”
22 Eylül 2013 Pazar
Black - 2005
2005
Yönetmen : Sanjay Leela Bhansali
Amitabh Bachchan, Rani Mukerji, Shernaz Patel
Yaşam üzerine büyük dersler veren ve daha önce hiçbir sinemanın
giremediği konulara giren Hint Sineması’nda geç rastladığım başyapıtlardan
birisi de 2005 yapımı “Black” filmi. Doğuştan gelen körlük ve sağırlıkla başa
çıkamayan küçük bir kız çocuğunun ve onu
hayata alıştırmak ve kazandırmak için umulmadık yöntemlerle çalışan ve kendini
buna adayan “öğretmeninin” hikayesi. Hikaye ve kurgu kesinlikle çok başarılı
ancak yönetmenin bir başka büyük başarısı da var. Nerdeyse her sahneyi bir
tiyatro dekoru gibi harika kılmış ve filme çok başarılı bir tiyatral hava
katmış. Amitabh Bachchan ve Rani Mukerji karakterlerini oynamamışlar, adeta
yaşamışlar.Yağmur ve kar sahnelerinde gözyaşlarınıza hakim olun.
Ddongpari (Breathless) - 2008
2008
Yönetmen : Ik Joon Yang
Ik-Joon Yang, Kkobbi Kim, Man-Shik Jeon
Ik-Joon Yang, Kkobbi Kim, Man-Shik Jeon
Ik – Joon Yang’ın yazıp, yönetip, başrolünde oynadığı Güney Kore
filmi. Ik Joon Yang’a eşlik eden ise çok bilinmeyen Kkobbi Kim. Oldukça şiddet
ve küfür içeren film bu yönü ile tam bir gerçekcilik üzerine oturuyor.
Toplumsal şiddet yanında sıkı bir aile-içi şiddet eleştirisi de içeren film
aynı zamanda tuhaf bir aşkın merkezine doğru da ilerliyor. Şaşırtıcı ve
karanlık sonları seven Kore sinemasında –bu boyutu ile benim için tam bir çekim
merkezi- izlenmesi gereken filmlerden Ddongpari.
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Barfi : Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur
2012
Yönetmen : Anurag Basu
Ranbir Kapoor, Priyanka Chopra, Saurabh Shukla
Ranbir Kapoor, Priyanka Chopra, Saurabh Shukla
Aşkla, eğlenceyle ve komediyle dolu dolu bir film “Barfi”.
İzlerken çok eğlenecek, çok gülecek ara ara çok hüzünleneceksiniz. Bu hikaye
hiçbirimizin kendine yakın bulacağı bir hikaye değil ama. Kendinizi de
sorgulayacaksınız. Ranbir Kapoor müthiş ötesi bir oyunculuk ile sinema
tarihinin unutulmayacak karakterlerinden birisi olacak olan Barfi’ye hayat
vermiş. Yönetmen Anurag Bansu ise bugünü, geçmişi, geçmişin geçmişini çok iyi
kotararak ortaya harika bir film çıkarmış. Çok iyi bir hikayenin yanında,
harika manzaralar ile kendinizi Hindistan’ın güzellikleri içinde de
bulacaksınız. Bazen kahkaha dozajını çok arttıracaksınız.
17 Nisan 2013 Çarşamba
Bozmayan Diziler Atlasım
Kabul etmek gerekir ki Türk izleyicisine yabancı dizi izleme alışkanlığını ve keyfini kazandıran dizi "Lost"dur. Lost'un ortaya çıkardığı büyük etki, her ne kadar dizinin sonrasında yarattığı büyük hayalkırıklığı ile törpülense de diğer yabancı dizilerin önünü açtı demek yanlış olmaz. Şimdilerde kaliteli yabancı dizileri sürekli takip eden, koleksiyonlar oluşturan, tartışan, gösterim günü ve saatini sabırsızlıkla bekleyen "seçkinci" bir dizi izleyici kitlesi var. Her bölümde heyecanın doruğa çıktığı, yeni ve daha büyük heyecanlar için bir bölüm sonrasını hatta bir sezon sonrasını - ki bu 1 yıl demek- salık veren diziler prodüksiyon büyüklükleri, maliyetleri, ulaştıkları kitle, yarattıkları dünyalar ile konuşulması, hatırlanması ve anlatılması gereken güçlü ve güzel bir ana akım başlatmış durumdalar. Elbette bu büyük ana akım içerisinde büyük hayalkırıklıkları, vasatlar, bekleneni veremeyenler, boşa çıkanlar büyük çoğunlukta. Ama öyleleri var ki yazılmadan, anlatılmadan ve en azından kendi kişisel tarihimize izlerini bırakmadan kaybolacak gibi değiller. Bu yazının konusu da bu diziler.
11 Mart 2013 Pazartesi
Kelebeğin Rüyası - Aşk Bahanesidir Şiirin
Kelebeğin Rüyası şiire bir saygı duruşu niteliğinde ve bu
açıdan oldukça başarılı. Şiirlerin sadece keyif masalarında ortaya çıkmadığını
ne de güzel anlatmış hatta. “Şiir bahanesidir, hayatın”
Film, ilk yarısı itibariyle bir dönem filmi gibi şekilleniyor ve ortaya çıktığı dönemin sorgulamasını çok ama çok iyi yapıyor. Zonguldak’ı ve Zonguldaklıları, Zonguldak’ın iki zıt kutbunu anlatırken esasında dönem Türkiye’sine de geniş bir açıdan yaklaşıyor. 16 yaşından itibaren “kanunla” maden yataklarında çalışmak zorunda kalan köylüler; köylü olmadıkları için yerin dibinden kurtulan ama “verem” ve “fakirlik” nedeniyle imanı gevreyen ve geleceği olmayan şairler; ve Cumhuriyet tarihinin yeni burjuva sınıfı.
Film, ilk yarısı itibariyle bir dönem filmi gibi şekilleniyor ve ortaya çıktığı dönemin sorgulamasını çok ama çok iyi yapıyor. Zonguldak’ı ve Zonguldaklıları, Zonguldak’ın iki zıt kutbunu anlatırken esasında dönem Türkiye’sine de geniş bir açıdan yaklaşıyor. 16 yaşından itibaren “kanunla” maden yataklarında çalışmak zorunda kalan köylüler; köylü olmadıkları için yerin dibinden kurtulan ama “verem” ve “fakirlik” nedeniyle imanı gevreyen ve geleceği olmayan şairler; ve Cumhuriyet tarihinin yeni burjuva sınıfı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




.jpg)





