17 Ekim 2012 Çarşamba

Fatih Akın'dan Cennetteki Çöplük



Fatih Akın’ın Kazım Koyuncu, Bob Dylan ve Martin Scorsese’ye saygı duruşunda bulunduğu “Cennetteki Çöplük” kurgusu itibariyle oldukça başarılı bir belgesel. Trabzon’un Çamburnu beldesinde yaşanan dramın, yöre halkının samimi ağzından anlatıldığı belgesel, “Cennet gibi köyümüz, çöplüğe döndü” sözleriyle yükseliyor. 

10 Ekim 2012 Çarşamba

Benim Gerçek Kahramanım Samwise Gamgee (Sam)



Yüzüklerin Efendisi, müthiş bir kahramanlık hikayesi barındıran kendi adıma bugüne kadar okuduğum ve izlediğim en büyük, en devasa ve en destansı hikayedir. Bunun yanında Yüzüklerin Efendisi, hikayesine hayat veren kahramanlar çokça ve değişiktir. Herkesin farklı ve özel kahramanları vardır ama benim gerçek kahramanım Samwise Gamgee’dir. Peki neden?

1 Ekim 2012 Pazartesi

Afili Sözler




Jean Rostand'ın dediği gibi " Bazı özlü sözler o denli benzersiz bir etki bırakır ki; insanda söylenecek başka söz kalmadığı duygusunu uyandırır". Söylenecek başka söz bırakmayan özlü ve afili sözleri toparlamak istedim. 



26 Eylül 2012 Çarşamba

Balkanlar'dan Epik Bir Başyapıt; Underground


Underground - Yeraltı (1995)

Yönetmen : Emir Kusturica
Senaryo : Emir Kusturica, Dusan Kovacevic

Oyuncular : Miki Manojlovic, Lazar Ristovski, Mirjana Jokovic, Slavko Stimac

" Yıl 1941 Belgrad. Almanların başlattığı bombardıman komünist Marko'yu önlenemez yükselişi için gerekn kaos ortamını yaratır, Marko, arkadaşı Black'yi ve yoldaşlarını silah üretmeleri için yeraltındaki bir mahzene yerleştirir. Savaş bitince herkesin dışarıya çıkabileceğini de garantilemekten geri kalmaz. Günler geçer, ülkede barış tekrar sağlanır fakat mahzendeki yaşam olduğu gibi devam eder. Marko, yeraltındakileri faşist yönetimin iktidarda olduğuna ve savaşın devam ettiğine inandırmıştır. Acaba bu plan ne zamana kadar işleyecektir?"

14 Eylül 2012 Cuma

Attila İlhan'ın Sisler Bulvarı




elinin arkasında güneş duruyordu

aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk

11 Eylül 2012 Salı

Oradaydım, Mutluydum, Hep Hatırlayacağım...


İnsanlar yaşadıklarını, heyecanlandıklarını, gördüklerini, hep hatırlayacaklarını somutlaştırmalı. Çabamın nedeni bu. Bir parçası olduğum muhteşem konserleri hatırladıkça "Oradaydım" demekten kendimi alamıyorum. Mutluluğum büyük. Çok fazla sayıda değil ama çok mutluluk verici.

Lors Von Trier'den "Dancer in The Dark" ve Björk



Karanlıkların yönetmeni Lors Von Trier’in duygulara ve insanlara küfür gibi filmi Dancer in the Dark.

Dancer in the Dark (2000)
Yönetmen : Lors Van Trier
Oyuncular : Björk, Catherine Denevue, David Morse

İzleyeceksiniz moraliniz bozulacak, hatırlayacaksınız moraliniz bozulacak, tam boğazınıza oturup kalacak acı. Bir müzikal filminin nasıl bu kadar büyük bir acıya gebe olacağını soracaksınız kendinize. Film bunları yaparken de kendisine sert bir çelme takacak zaten “Müzikallerde korkunç bir şey olmaz” diyerek.
Bjork belki de dünya üzerine kendine oturabilecek tek rolü bence harikulade oynarken, basit ve alelade bir hikayenin bu kadar muhteşem bir dram-müzikale dönüşmesi karşısında Lors Von Trier’e şapka çıkaracaksınız.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Daha Küçüğüm O Zamanlar


Ortaokul 1. Bir kızı seviyorum güya. Ama seviyeli seviyorum.
Laf atmalar falan yok. Cep telefonu yok, internet yok. Yazmak da mümkün değil hani.
Sınıf rehber öğretmeni Din Kültürü öğretmeni. Yalan yok çok da severim kendisini.
O da beni severdi. Bir gün ankete benzer bir şey yaptırdı sınıfa. Problemleriniz neler, ne seversiniz, ne sevmezsiniz tarzında. Ama çok acemi bir anket. SPSS programı getirsen program çöker o kadar yani.

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Destansı bir Şölen; Barry Lyndon - 1975


Barry Lyndon.. Yıl 1975. Dış ses gelmiş geçmiş en iyi dışı ses nazarımca.
Müzikler… Shubert, Mozart, Bach. "Sarabande" günlerce akıldan çıkmaz.
Kubrick'in şahanelerinden
Karakterlerin dengesi. 4 Oscar heykelciği
Mum ışıkları ile aydınlatılmış gerçek sahneler! Görsellik!


23 Temmuz 2012 Pazartesi

Aamir Khan ve Yerleşik Düzeni Altüst Eden Filmler




Hindistan sineması denilince sanırım akıllara ilk gelenler müzik ve dans oluyor. Müzik ve dans ile çevrelenmiş kötü filmler de haliyle önyargıyı ortaya çıkarıyor. Bolywood bu yönüyle özellikle Türk sinemaseverler için eksi bir puanla masaya yatırılıyor. Hindistan sinemasının köklerine bağlılığını reddetmeyişi gibi bir durumu da göz önüne alırsak – Nerdeyse her filmde ne olursa olsun, yerel müzikler ve dans var – geriye sinema izleyicisine yapacak tek bir şey kalıyor; İyi örnekleri ayıklamak. Bu yazının temelinde de bu amaç var. Çok iyi örneklerle bir seçki yapmak. Bu seçkinin ortağı ise Aamir Khan.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Sinemanın Kötü-Korkunç Kadınları – Sinemada 3K-




Sinema hayatın ta kendisidir derler ve bu tanım bence de öyledir. Ama bu noktada kafama takılan bir soru var. Sinema hayatın ta kendisiyse neden bütün kötü karakterler hep erkeklerindir? Neden hep erkekler kötüdür? Sinema hayatın ta kendisiyse, gerçek hayatta her yanımızda görebileceğimiz korkunç, kötü kadınlar, sinemada neden bu kadar azdır? Hayır efendim, derdim kadınların şiddetini üzerime çekmek değil, feministlerden dayak yemek gibi bir derdim de yok. Derdim bir soruya cevap aramak.